Karacabey’in yer adı ile bilgiler tarihi kaynaklarda şöyle geçer: Orhan Bey H.737(1336)’de Karesi seferine çıktığında Uluabad’dan geçerek Kirmastı’ya girdi. Kirmastı hakimesi Bizans Kayzeri evlatlarından Kiramastorya (Bazı kaynaklarda Kir Mastorya, Kiri Mastorya, Kalomastorya, ...) adında bir kadın idi. Vilayet, mezburenin adıyla şöhret bulmuştu. Kirmastorya’nın Mihaliç (Bazı kaynaklarda Mihalici, Mihalce) adındaki erkek
kardeşi de Mihaliç vilayetinde hakim idi. Ol diyar da bu nam ile şöhret bulmuştu. O da hemşiresine katılarak Orhan Bey’in istikbaline hediyelerle gitti ve itaatlerini bildirdi. İki kardeş memleketlerini peşkeş çektiler. Peşkeşleri makbul oldu. Bu suretle Padişah’ın iltifatlarına uğradılar ve yerlerinde bırakıldılar.
Karacabey’in tarihçesi
Yöredeki yerleşimin İ.Ö. XII. Yy. da bölgeye göç eden Misiler’e dayandığı ve o dönemde Karacabey sınırları içinde Miletepolis adında bir şehir olduğu bilinmektedir. Ancak yerleşimle ilgili bilgiler çok daha sonraki döneme, Bizans egemenliği yıllarına ilişkindir. Bu bilgilere göre Karacabey, o sıralarda Mihaliç adıyla anılmaktadır
Karacabey Yunan İşgalinde
Yunanlılar İzmir kuzey cephesini oluşturan Türk kuvvetlerinin çekilme yollarını kesmek ve bu kuvvetleri yok etmek amacıyla Bandırma çevresini çıkarma bölgesi olarak seçmişlerdi. Bu amaçla gemilerle getirilen birlikler 2 Temmuz'da Erdek plajlarına çıkmaya başladılar. Bandırma, savunulmadan Yunanlılara bırakıldığından Yunan birliklerinin bir kısmı Susurluk tarafına giderken bir kısmıda Karacabey istikametinde harekete geçti.
Karacabey 2/3 Temmuz 1920’de işgal edildi. Karacabey için kara günler başlamıştır. İşgalle birlikte, beklenen yunan mezalimi de başlar. İşgalle birlikte müslüman halkın malına ve canına yönelik uygulamalar yapıldı.
Karacabey’in Yunan İşgalinden Kurtuluşu
30 Ağustos zaferinden sonra, bölgedeki yunan askerlerinde zaten belirgin bir huzursuzluk başlamıştı. Aynı telaş Karacabey ve köylerinde yaşayan rumlarda da hakimdi. M.Kemal Paşa da bulunmakta olan Yunan işgal komutanı Alexander Eylül’ün ilk haftasında beklenen telgrafı alır:“Susurluk, Kirmastı ve Karacabey’deki yunan askerleri Bandırmaya doğru çekilecektir.” “Rum ve ermeni mahalleleri de boşaltılacaktır.”“Türk askeri geliyor.” Sözleri yaygınlarştırıldıkça, Rumlardaki hummalı faaliyet artıyor, temin edilebilen hayvan ve arabalara eşyalar yükleniyordu. Nihayet, ilk kafileler 6 – 7 Eylül günlerinde Karacabey’den Bandırma’ya doğru yola çıktılar.Yunan işgal kuvetlerinin arkasından yunan intikam birliği Karacabey’e gelir ve her tarafı yakıp yıkarlar. Karacabey’de Bekir
Çavuş’un evinden başka bütün evler yanmıştır. Kayıp çok büyüktür. Bursa kazaları içersinde en büyük hasar Karacabey ve Köylerindedir. Bursa’da 15,977 ev ve dükkan yanmış iken, Karacabey ilçe merkezi ile Hacı Çiftliği, Dağkadı, Emin Ağa Çiftliği, Fevzipaşa(Hacet pınarı), Hotanlı, İkizce, Karacaoba, Kemerbent, Kızıllar, Orhaniye, Şahinköy, Uluabat ve Yunus Ağa Çiftliğinin tamamen ve Arızköy, Bakırköy (Makriköy), Büyük Karaağaç, Doğla, Camandıra Çiftliği, Karaköy Çiftliği, Karasu, Kirmikir, Mahbubeler, Seyran, Subaşı ve Taşlık köylerinin kısmen yakıldığı felakette 7,158 ev kül olmuştur. Yanan bu binaların dışında 14 cami ve 8 de han vardır.Ve 14 Eylül 1922 Perşembe saat 11.15 sular, 2/3 Temmuz 1920’de başlayan Yunan işgalinden sonra Türk askeri tekrar Karacabey’de. Bandırma yönünde kaçmakta olan düşman kuvvetlerini yakalamak ve imha etmek için görevli olan 3 kolordunun Süvarı Fırkası büyük sevinç gösterileri arasında ilçeye girer. Karacabey resmen yunan işgalinden ve mezaliminden kurtulmuştur.
Karacabey'in Eski Yerleşim Alanları
İskeleden başlayan ve İstanbul’a kadar uzanan su yolunun ilk durağı Karacabey merkeziydi. Bugün bile Akhanlar diye anılan ilçemizin kuzeyindeki yörede büyük hanların bulunduğu anlaşılmaktadır. Karacabey’in buralarda kurulmasının nedeni ve önemi, böyle bir yol üzerinde bulunmasından kaynaklanmaktadır. Kent içindeki mahallelerin en eskisi Mamuriyet, Selimiye, Hamidiye, Garipçe ve Hüdavendihar mahalleleridir. Hicri 1293 tarihinde Balkanlardan gelen göçmenler buralara yerleşmiştir. En eski tarihi eser Kümbetle Camii’dir.Şehir etrafındaki kalenin bu günkü askerlik şubesinin bulunduğu yerde olduğu anlaşılmaktadır. Osmanlılar döneminde yapılan en önemli eserler: İmaret Camii, Ulu Camii ve Issız Han’dır. Ulu Camii’nin etrafında eskiden bir mezarlık vardı. En saygın kişilerin burada gömülü olduğu bilinmektedir. Mihaliç Voyvodalarından İbrahim Ağa, Hacı Mustafa Ağa, Haseki Ahmet bu mezarlıktadır. Bu mezarlık bugün kalkmıştır.
İmaret Cami-i
Cami şehzadelerden Alaüddin’in annesinin kardeşi olması sebebiyle, “Dayı” namıyla anılan Karaca Bey (Karaca Paşa)’nındı. Giriş kapısı üzerinde üç satır halinde güzel bir sülüs celisi ile yazılıp mermere işlenmiş kitabesi vardır. Kitabeye göre “İmaret”, Fatih Sultan Mehmet döneminde “Abdullah oğlu Dayı Karaca Bey” in emriyle 861 H./1456-57 M. yılında yapılmıştır. Son cemaat yerinin batısındaki mermer lahdin ayak taşı dış yüzeyde, Karaca Bey’in Şaban 860H./20 Temmuz 1456 M. yılında şehid olduğu belirtilir. Bu imaretin (yapılmasını), sekiz yüz altmış bir hicri tarihinde, (Mülkü ebedi olsun) Murad Han oğlu Sultan Mehmet’in devletli günlerinde, Allah’ın rahmetine muhtaç, merhum, mağfur, saadetli ve şehid, büyük emir, hatırlı komutan, Abdullah oğlu Dayı Karaca Bey emretmiştir.Murat Hüdavendigar’ın paşalarından, KaracabeyBin Abdullah tarafından 1446 tarihinde yaptırılmaya başlanmış, ancak 1456
yılında katıldığı Belgrat Savaşında şehit düşünceBin Abdullah tarafından 1446 tarihinde yaptırılmaya başlanmış, ancak 1456 yılında katıldığı Belgrat Savaşında şehit düşünce ailesi tarafından 1457’detamamlatılmıştır. Caminin 36 penceresi, 9 kubbesi, iki kapılı bir minaresi vardır. 1853 yılındaki zelzelede büyük ölçüde harap olan yapı daha sonraları Yunanlılar tarafından da tahrip edilmiştir. Kullanılamaz haldeki yapı 1971-72 yıllarında Vakıflar Genel Müdürlüğünce onarımına başlanan cami-i12.07.1980 tarihinde ibadete açılmıştır. Kuzey tarafındaki imaret yok olmuştur. Son cemaat revakının minare etrafındaki kubbesi altında Karacabey’in mezarı vardır. “Bu sekiz yüz altmış senesi Şaban ayı ortalarında, Murad Han pğlu sultan Mehmet’in halifelik zamanında , Belgrat Kalesi muharebelerinde şehit olan saadetli, merhum ve mağfur, Abdullah oğlu büyük emir Karaca Bey’in kabridir.” yazılıdırDayı Karacabey Türbesi İmaret Cami-i bahçesindedir. Bu camiyi yaptıran ve ilçemize ismini veren zattır.
Ulu Cami-i
Caminin kitabesinde “ (Burası) yapısı tahkim olunmuş bir mesciddir. Bu havalide bir ikincisi yoktur. “Hak onun banisini ebedi kılsın” tarihi gibi, yapısı da sürüp gitsin, devam etsin” yazılıdır. Yapının I.Murat Hüdavendigar (1362-1389)’ın vakfı olduğu ortaya çıkmaktadır. 1118 H./1774 M. tarihinde camiye “bir ser-mahfil, sonra muarrif, vaiz müezzinler, mütevelli, devirhan, cüzü’han ve tevcihleri” yapılmıştır. Mimari veriler 1.Abdülhamit (1774-1789) döneminde gerçekleştirilen bir onarıma işaret eder. Yunan işgalinde yanan eser, Vakıflar Genel Müdürlüğü’nce 1964 yılında restore edilmiş ve halen cami olarak kullanılmaktadır. Cami dahilinde 19.34 x 16.60 ebadında olup, çatılıdır.
Uluabatlı Hasan Anıtı
İstanbul’un fethinin 500. yıl döneminde Uluabad’lı Hasan’ın olduğu köyde yaptırılmıştır.
Issız Han
Bursa- Karacabey yolu üzerinde Uluabat’ın 5 km. doğusunda göl kenarındadır. Yıldırım devrinin metruk fakat tamir edilmiş sağlam bir eseridir. Kapısı üstündeki kitabesinde “ .....Han Sultan Beyazıt bin Murat Han zamanında , Büyük emir Celalüddin İnebey Bin Bin Feleküddin’in emri ile Allah rızası için 797 yılında yapıldı. “Anlamına Arapça bir vesika bulunduğuna göre 1936’da Allah rızası için yapılmış olduğu anlaşılıyor.
(Eyne Bey, balıkesir-Karesi subaşısıdır. Eyne Bey 1. Kosova Savaşında Komutandır: Ankara muharebesinde Yıldırımın Timur tarafından esir alınmasından sonra, şehzade Süleyman Çelebi’yi Rumeli’ye götürenler
arasındadır. 808 H./1405 M. de Uluabat’ da Şehzade Süleyman ve İsa Çelebi arasındaki çarpışmada, İsa Çelebi tarafından şehit edilmiştir. Kabri Balıkesir’in Kepsud kazasının Tekke Köyündedir.) Karacabey civarında Tophisar Köyü ve Karasu üstünde bir değirmeni buraya vakfettiğine göre, gelip geçen yolcular parasız olarak yiyip içebilecek ve yatıp gideceklerdir. Bugün bir hizmet ifa etmemekte, boş durmaktadır. Sağlam ve mazbuttur. Güney – Doğu, Batı – Kuzey yönünde dikdörtgen bir plan üzerine kurulmuş, dış yüzü iki sıra yontma beyaz taş işlenmiş, üstü yine taş, onun üstüoluklu kiremit örtülüdür. Cephesi göle bakar. Muhteşem bir kapısı, mermer kemerin üzerinde tarihi kitabesivardır. Kapıdan girince sağlı sollu birer oda ve birer salondan ibarettir. Duvar boylarında sedir durumunda yüksek bir kademe, ortada başka hiçbir yerde görülmeyen muazzam iki ocak yapısı, her biri dörder tane
granit ayak üzerine oturan yekpare taş, taşların altı zarif kemer, üstü ise hemen tuğla işçiliği ile başlayan bacalardır. Bacaların işçiliği fevkalade güzeldir. Baca gövdesinin dış kısmı çok islidir. İç kısmı ise tuğlalar ters çevrilerek tamir edildiği bellidir. İki yan odada baca ve ocak yoktur. Hanın dış bedeninde altlı üstlü mazgal pencereleri, batı odasında da böyle mazgal pencere vardır. Doğu odasındaki penceredir. Han genel görünümü ile Osmanlı devrinin ilk mimar eserlerinin en güzel kervansaray modelidir. Yapı 1956 yılından bir süre sonra onarılmıştır.
Baba Kuruş At Mezarı
Karacabey Harası’ndadır. Suriye’nin Şam-Helbe köyünden neş’et eden Baba Kuruş, yarım kan Arap atı yetiştirilmesinde önemli rol oynayan bir aygırdır. 1921-1945 yılları arasında yaşamış olan Baba Kuruşun soyundan, harada yaşadığı 11 yıl içinde 141 tay alımıştır. Baba Kuruş’ a çok şey borçlu olan atçılığımız, ona verdiği değeri, ölümünden sonra anıt mezar yaptırmakla göstermiştir.
Hacı Ali Ağa Cami-i
İsmetpaşa Köyü’ndedir. Kitabeye göre yapı 1230 H./1814-15 tarihinde “Kelsen’li Hacı Ali Ağa” tarafından yaptırlımıştır.
Zoodochos Pege Kilisesi
Karakoca Köyü’ndedir. Harap ve bakımsız olan yapının örtüsü tamamen çökmüştür. Güney duvar büyük çapta yıkılmış, diğer duvarlar üst kısımda hasar görmüştür.
TheOdoros Kilisesi
Harmanlı Köyü’ndedir. Kilise 1833 yılında inşasına başlanan ve 1903 lerde bitirilen Aziz Theodoros’a ithaf edilmiş yapıyla özdeştirilebilinir. Bugün harap durumdaki kilisenin duvarları kısmen , üst örtüsü tamamen yıkılmıştır.
Mikhael Archestrategos Kilisesi
Uluabat köyündeki kilisenin kitabesinde “Archestrategos Mikhael”e adanan kilisenin İznik metropoliti “panierotatos loseph zamanında, 1843 yılının eylül ayında inşa edildiği belirtilektedir. Archestrategos Mikhael adında olan bu görkemli kilise, Nikai Metropoliti Panieratatos loseph zamanında, Leibedokhoria’ya bağlı Mihaliç’in Ortodoks hristiyanları ve yabancı hayırseverlerin sağladığı parayla, temelden yeniden inşa edilmiştir. Yıl 1843 Eylül. 16. yy’da Uluabat’ı ziyaret eden S Gerlac burada mevcut olan altı kilisenin adını vermektedir; bunlardan bir tanesi Aziz Mikhael’ e ithaf edilen kilisedir. 18. ve 19. yy seyahatnamelerinden bazılarında kentte, Aziz Mikhael adına kurulan panayırlar anlatılmaktadır. Seyyahlardan Cmac Farlane, panayırın 1845 de buraya gelen Çerkezler tarafından tasvip edilmediğini belirtir.
Karacabey’in Hanımı ve Kardeşi Ahmed Bey’in Türbesi
Karaca Bey imaretinin güneybatısında yer alan türbenin üç satırlık mermer kitabesi doğu cephesinde, kapı kemeri üzerindedir. Kitabeye göre türbe, Karaca Bey’in hanımı ve onun kardeşi Ahmed Bey için 877 H./1501-02 M. yılında Ahmet Bey’in hanımının ve onun kardeşi Ahmet Bey’in türbesidir ki Onun gayretiyle sekiz yüz yetmiş yedi tarihinde tamamlanmıştır.
Fatma Tutu Cami-i ve Külliye
Tophisar Köyü’ndedir. Camiden günümüze gelebilen minarenin, yalnızca toprak ve moloz altında kalmış kaide ve pabuçluğa geçiş kısmı mevcuttur. Caminin baniyesi Fatma Tutu Hanım Hacı Ali Bey’in zevcesidir. Karacabey – Bandırma yolunda, Karacabey’e 10 km uzaklıkta, Tophisar köyü yoluna girdikten sonra 4. kilometrede külliyeye ulaşılır. Dört yapıdan oluşan külliye, Tophisar kalesinin yer aldığı tepenin kuzeybatı yamacında, yeni Tophisar Köyü’nün ise kuzeydoğusundadır. Külliye, günümüze yalnız mimarisinin kaidesi gelebilmiş bir cami, iki mekanlı bir yapı, planı belirlenemeyen bir yapı kalıntısı ve köylülerin hamam diye tanımladıkları temel kalıntısından ibarettir.
Eski Cami-i – Yıldırım cami-i – Valide Sultan Cami-i (Yerel)
Uluabat’ta bugün halk tarafından “Eski camii”, “Valide Sultan Camii” veya “Yıldırım Camii adlarıyla tanınan yapının kitabesi ve tarihi aydınlatacak kaynaklar yoktur. Mimari verileri ve bilinen adları yapının ilk inşa döneminin 14. yy sonlarında, muhtemelen 15. yy başlarında olduğuna işaret eder. Yöre halkı caminin Bursa Ulu Camiinden 8 yıl sonra, 1408’lerde yapıldığını söylemektedir. Ulubat Orhan gazi döneminde, 741 H./1342 M. yılında fethedilmiştir. Kaynaklar Orhan Gazinin burada kervansaray inşa ettirdiğini belirtmektedir.Uluabatlı’lar caminin yanında eskiden bir hamam ve han bulunduğunu belirmektedirler; nitekim eski bir planda 20. yy başlarında hanın mevcut olduğu görünmektedir. Cami 1952 yılında büyük bir onarım geçirmiş, bu onarımda kuzeyinde yeni bir son cemaat yeri inşa edilmiştir.
Kaynak : www.karacabey.com
Karacabey-At-At Harası
Türkiyenin en büyük at harası karacabey bölgesinde bulunmaktadır. Burada saf kan atlar yetiştirlmekde ve pansiyon olarak kullanılmaktadır.
Türkiye Jokey Kulübü Karacabey Pansiyon Harası
Resmi açılışı 01 Mart 2001 tarihinde yapılan TJK Karacabey Pansiyon Harası, Türkiye Jokey Kulübü bünyesinde hizmet veren Türkiye’nin en büyük ve tek safkan ingiliz cinsi yarışatı yetiştiren daimi pansiyoner Harası’dır. Atlar, boks adı verilen ve yaklaşık 12 m2 genişliğindeki localarda kalırken, 50 bokstan oluşan yapı Tavla olarak adlandırılmaktadır. Hara’da 13 tanesi 50’lik, 1 tanesi 93’lük ve 1 tanesi de 97’lik olmak üzere toplam 790 adet kısrak boksu mevcuttur. Bununla birlikte, 4 tavladan oluşan 16 boksluk aygır kompleksinin yanısıra 10 boksluk karantina tavlası da mevcuttur. Yaklaşık 5000 dönüm arazi üzerine konuşlandırılan Karacabey Pansiyon Harası’ndaki atlar “padok” ismi verilen etrafı demir borularla sınırlı otlak alanlara çıkarılmaktadır. 3608 dönümlük padok alanı ile Karacabey Pansiyon Harası en büyük
padok alanına sahip haradır. Aygırlar hariç Haradaki tüm atlar, Mayıs-Kasım ayları arasındaki 6 aylık yaz dönemde yaklaşık 17 saat (gece dahil) nöbetçi seyislerin nezaretinde padoklara çıkarılırken, Kasım-Mayıs arasındaki diğer 6 aylık kış döneminde 17 saat bokslarında, 7 saat ise dışarıda padoklara tutulurlar. Bunun yanısıra, taylarından ayrılarak sütten kesilen kısraklarla, o sene gebe kalmayı başaramamış kısraklar kendilerine tahsis edilen padoklarda Ekim ayının sonlarına kadar 24 saat esası üzerinden kalırlar. Bu süre zarfında kısrakların yemleri padok içine dizilmiş lastik yemlere konmak suretiyle verilir. Kısraklar günde 2 kez ilgili seyisler, 1 kez de ilgili veteriner hekimler tarafından padokta kontrol edilirler.
9 veteriner hekim, 8 veteriner teknikeri, 1 yabancı hara danışmanı, 1 Türk hara danışmanı, 1 ziraat mühendisi, 130 seyis ve 54 kişiden oluşan idari işler, teknik personel ve güvenlik birimiyle beraber toplam 204 kişi 3 vardiya üzerinden görev yapmaktadır.
TJK’nın tüm Hara ve Aşım istasyonlarında olduğu gibi Karacabey Pansiyon Hara’da da Aşım Sezonu her yıl Şubat ayının 15’inde başlayıp, Haziran ayının 30’una kadar devam eder. 2004 Aşım Sezonunda Haramızda bulunan Always A Classic, Barnato, Common Grounds, River Special, Royal Abjar, Sri Pekan, Strike The Gold ve My Volga Boatman isimli aygırlarımıza toplam 445 adet kısrağın sahipleri tarafından aşım müracaatı yapılmış olup, kontenjanı açık olan My Volga Boatman ve Common Grounds isimli aygırlarımıza yapılacak müracaatlar halen devam etmektedir. 2004 Aşım sezonunda aygırlarımız için belirlenen sıfat ücretleri şöyledir.
Always A Classic 6 Milyar
Barnato 1,5 Milyar
Common Grounds 6 Milyar
River Special 2,5 Milyar
Royal Abjar 3,5 Milyar
Sri Pekan 6 Milyar
Strike The Gold 3,5 Milyar
My Volga Boatman 250 MİLYON
Palpasyon (rektal muayene-kısrak folikül büyümesinin takibi) ve gebelik muayeneleri ve ikizliklerden birinin patlatılarak diğerinin gelişimine imkan verilmesi, sezeryen, kolik (barsak düğümlenmesi), periosteal strip (kemiklerin büyüme plaklarındaki dengesiz gelişimin giderilmesi), hernia (fıtık) ve eklem yıkama gibi önceki senelerde yabancı veteriner hekimlerin danışmanlığında başarılabilen tüm tıbbı tedaviler 9 Türk veteriner hekimi tarafından başarıyla uygulanmaktadır. Haramızda 2 değişik statüde kısrak bulunmaktadır. Bunlardan biri “Daimi Kısraklar”, diğeri de “Misafir Kısraklar”dır. Misafir statüsündeki kısraklar gebeliklerinin teyit edildiği 45.güne kadar Haramızda ikamet edip, takip eden 10 gün içerisinde sahipleri tarafından Haramızdan alınmaktadırlar.
Daimi kısraklar ise, atsahibi başka haradaki bir aygırı tercih etmediği sürece Karacabey Pansiyon Harası’ndan ayrılmamakta ve reprodaktif yönden 2 sene üst üste tersi bir husus görülmedikçe 20 yaşını dolduruncaya kadar kalabilmektedirler. Kısrağın kendisi veya yavrularından herhangi biri (G1), (G2) veya (G3) diye tanımlanan Açık Koşuları kazanmışlarsa o zaman yönetmelikler gereği sözkonusu kısrakların haramızdaki kalış süreleri uzatılmaktadır.
Haramızda daimi statüde bulunan kısrakların doğurdukları taylar (foaller) da otomatik olarak daimi statüye sahip olurlar. Taylar yaklaşık 6 ay olduklarında sütten kesilirler (wean). Sütten kesilen annesinden ayrılmış ve bir yaşını doldurmamış taylar weanling olarak adlandırılır. Kısraklar taylarının yanından alınarak, günün 24 saati kalacakları padoklara götürülürken, tüm weanlingler aynı tavlada herbiri için ayrı olarak tahsis edilmiş bokslarda ikamet etmeye başlarlar. Oldukça sosyal bir canlı olan atlar, bir gruba ait olma-grupla beraber yaşama içgüdülerini evcilleşmelerine rağmen jenerasyonlar boyunca muhafaza etmişlerdir. Sütten kesilmelerinin ardından ilk kez birarada padoklara salındığı günden başlayarak kendi hiyerarşilerini ve sosyal düzenlerini kurmaya başlarlar. Baskın (Dominant) karakterdekiler grup içinde daha aktif gözükürken, çekinik (submissive) karakterdekiler grup hareketlerinde kendilerini biraz daha geri plana çekerler. Ancak, genel grup hiyerarşisinin yanısıra kendi aralarında da kompleks ikili bir hiyerarşiye de sahiptirler. Weanlingler (annelerinden ayrılmış ancak 1yaşına girmemiş taylar) arpa, yulaf, kıyılmış yonca, soya, mısır, yağ ve vitamin katkı maddelerinden oluşan belli bir rasyonda birleştirilen karışım yemi yerler. Bu rasyon içindeki protein, enerji, Ca-P (Kalsiyum/Fosfor dengesi) ve diğer mineral ve vitaminler tayın gereksinimlerini karşılayacak niteliktedir. Gelişimlerini yakından takip edebilmek için tüm taylar Haramızı terk ettikleri güne kadar her 15 günde bir tartılmakta, ayda bir kez tırnak ve ayak bakımları yapılmakta ve bu değerlerlerdeki varyasyonlar yakından izlenmektedir.
Weanlingler, yeni gelen sene ile birlikte 1 yaşlarını doldururlar ve artık YEARLİNG olarak adlandırılmaya başlarlar. Weanlinglere uygulanan prosedür aynen yearlingler için de geçerlidir. Yearlingler, yaklaşık 20-23 aylık olduklarında atsahipleri tarafından Haramızdan alınanarak idman edilmek üzere hipodromlara getirilirler. İlk doğduğu gün 50 kilo civarında küçük, savunmasız ve tamamen annesine bağımlı olan tay, 2 yaşına girmesinin arifesinde, güçlü, kendine güvenen, ergin ağırlığın %90’ına ulaşmış yaklaşık 450 kiloluk yarışatı olarak Karacabey Pansiyon Harası’nı terk eder.
Türkiye Jokey Kulübü, 50. Kuruluş yılını kutladığı 2000 yılına kelimenin tam anlamıyla "BAŞARI" damgasını vurdu. Yapılan sayısız başarılı işlerin yanı sıra dünyanın sayılı haralarından biri olan Karacabey Pansiyon Harasını Atçılık ve Yarışçılık Camiasının hizmetine kıvançla sundu. Bundan böyle Çağdaş Karacabey Pansiyon Harası, Türkiye Jokey Kulübü için "Dünyaya açılan bir pencere" sloganıyla anılacaktır.
Master Plan Yapıldı
Türkiye Jokey Kulübü Yönetim Kurulu’nun özenle üzerinde durarak ve tüm ayrıntıları en ince noktasına kadar kontrol ettiği Karacabey'de Pansiyon Hara kurma çalışmaları 2001 yılı aşım sezonunda faaliyete geçecek şekilde planlanmış ve bu plan bugün gerçekleşmiştir.
Türkiye Jokey Kulübü Yönetim Kurulu planladığı program doğrultusunda öncelikle hara ile ilgili bir master plan yaptırmıştır. Bu master planın ön gördüğü kapasitelere göre projeler hazırlatılmış ve inşaatların yapımına başlanmıştır. Bu çalışmaların paralelinde tahsisi yapılan arazide bulunan "1.derecede arkeolojik sit alanı" şerhinin kaldırılması ve yapılacak ruhsat alımları için gerekli harita ve mevzii imar planı yaptırılmıştır. Bunun sonucu olarak sit yasağı kaldırıldığı gibi Karacabey Belediyesi'nden imar izni de alınmıştır.
600 Tonluk Sulama Havuzu
Modern ve çağdaş Karacabey Pansiyon Harasına gelecek atların dünya standartlarında yetiştirilmesi için öncelikle gerekli olan elektrik enerjisi, temiz içme suyu, kaliteli yem temini sağlanmıştır. Haramızın elektrik ihtiyacı için 400 KVA'lık 3 adet trafo yapılmış olup 3 adet de 400 KVA’lık jeneratör bulunmaktadır. Bölgede yeterli miktarda bulunmayan içme suyu 16 km mesafedeki yer altı su kaynaklarından temin edilmiştir. Ayrıca, Karacabey Pansiyon Harasında 13 adet kuyu açılmış olup 600 tonluk sulama havuzu, 300 tonluk içme suyu deposu mevcuttur.
Taylar ve Kısraklar İçin Ahırlar
5000 dekarlık mera yapım çalışmasının 2000 dekarlık kısmı tamamlanmıştır. Atlarımızın barınma ve diğer ihtiyaçlarını karşılamak üzere kısraklar için 300 ve taylar için de 300 olmak üzere toplam 600 ahır, aygırlar için de 8 box'luk ahır yapılmıştır. Karacabey Pansiyon Harasına anasından ayrılan ve 6 aylıktan büyük 100’e yakın tay gelecektir. Bütün bunlara ilave olarak aşım merkezi, at hastanesi, karantina binaları, padok, yem depoları yapılmış, alt yapı ve çevre duvar inşaatları tamamlanma aşamasına gelmiştir. Ağaçlandırma, yavaş çalışma pisti ve son olarak yapılacak olan 450 box misafir ve daimi kısrak ahırları, 100 box tay ahırı, 8 box aygır ahırının tamamlanması neticesinde haramızın kapasitesi 750 box kısrak ahırı ve 400 box’luk tay ahırı ile toplam 1150 box’luk kapasiteye ulaşacaktır. Aynı dönemde aygır box sayısı da 16 adede çıkmış olacaktır. Lojmanlar da tamamlanmak üzeredir. İdari ve sosyal tesislerin yapımları ise ihale aşamasında olup en kısa zamanda hizmete girecektir.
Harada Görev Alacaklar
Karacabey Pansiyon Harasında İdari ve Teknik İşlerle ilgili Müdür olarak İnş.Yük. Mühendisi Fikri Karakaş görevlendirilmiştir. Yetiştiricilik ve Atçılıkla ilgili hususlardan sorumlu Müdür olarak ise Avustralya ve Yeni Zelanda ‘nın en ünlü eğitim haralarında çalışmış olan Peter Keanting görev yapmaktadır.
Ayrıca Veteriner Dr. Murat Erman, Aygır bakıcısı Grant Lindsay, Hara Veterineri Dr. Andrew Argyle de Karacabey Pansiyon Harasında görev yapacaklardır. Diğer taraftan İzmit Pansiyon Harasında çalışan tecrübeli çavuş ve seyis vb. gibi gerekli miktarda personel de Karacabey Harasında çalışacaktır.
İletişim
Tel. 224 612 31 00
Faks. 224 612 31 06
Adres . Karacabey, Mustafa Kemal Paşa Yolu, TİGEM Karşısı, Bursa
Kaynak: SAFKAN İNGİLİZ ATI YETİŞTİRİCİLERİ VE SAHİPLERİ DERNEĞİ (www.siaysd.org.tr)
Karacabey-Sanayi
Verimli topraklara sahip olan ovalar gerek sanay ve gerekse kentler tarafındankullanılmaktadır Bu yüzden de Bursa ili sınırları içinde sanayi tesisleri buverimli ovaların bulunduğu yerler olan Karacabey ve Bursa ovalarında kurulmaktadır.Bu sayede gerekli olan işgücü de bu
topraklar üzerinde yer bulmaya çalışmakta ve dışarıdan büyük oranda göç almaktadır. Karacabey'de şehrin içinde ve civarında dağınık bir şekilde yayılmış sanayi kuruluşları
bulunmaktadır. İlçemizin Bursa çıkışında Küçük Sanayi Sitesi bulunmakta olup çeşitli iş yerlerini bünyesinde toplamıştır. Karacabey'in güneyinde ve kuzeyinde sanayi bölgeleri oluşmuştur İlçede gıda sanayi sektöründe faaliyet gösteren fabrikalar yoğunlaşmış durumdadır. Bunun
yanında ülkemizin tarım alanında makineleşmesine katkıda bulunan tarım makineleri ve un fabrikalarıİçin çeşitli tip ve büyüklükte değirmen makineleri de ilçede yapılmaktadır.Tarım makinelerinden mibzer dıskaro, kazayağı gibi ziraat gereçleri Türkiye'nin çeşitli il ve ilçelerine gönderilmektedir. .îlçemizde üretilen rot-rotil Türkiye çapında pazarlanmaktadır.Gıda sanayisi bakımından konserve ve salça fabrikalarının merkezi durumundadır. Bursa ilinde tekstil sektörünün yanı sıra varlığım sürdüren gıda sektörünün Bursa île beraber Karacabey'de de yoğunlaşmasının nedeni toprak ve iklim koşullarının uygunluğudur. II genelinde gıda sektörünün yapısında zaman içinde değişiklikler olmuş, 60’lı yıllardan itibaren konservecilik 70’li yıllardan sonra da meyve suyu üretimi gıda sanayi sektöründe yerini almaya başlamıştır.Bursa dakurulan fabrikalar da hammadde ihtiyacım Karacabey Ovasından karşılamaktadır.
Karacbey Fabrikalar
- Nestle Türkiye Gıda Sanayi A.Ş. / Karacabey Üretim Tesisleri
- Sütaş - Bursa ve Havalisi Pastörize Süt ve Süt Mamülleri Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
- Topraklar Süt ve Mamülleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
- Vatan Konserve A.Ş.
- Göy-Süt Süt ve Mamülleri Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
- NSK Sınai Mamülleri İmalat ve Tic. A.Ş.
- MSK Çelik Döğme Yedek Parça San. ve Tic. Ltd. Şti.
- Sezer Tarım Orman ve Endüstri Parça ve Mak. San. ve Tic. Ltd. Şti.
- Fimaks Mak. Gıda ve Tarım Ürünleri San. Tic. A.Ş.
- Trakya Birlik Karacabey Yağ Fabrikası
- Ayyıl Yağ Sanayi ve Ticaret A.Ş.
- Besintaş - Karacabey Un, Çeltik ve Yem Fabrikaları San. ve Ticaret A.Ş.
- Kar - Un Karacabey Un ve Mamülleri San. Tic. A.Ş.
- Dramalı Un ve Mamülleri San. Tic. A.Ş.
- Bertan Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.
- Akpınar (Akfa) Zirai İstihsal ve Konservecilik A.Ş. / Karacabey Şubesi
- Tat Konserve San. A.Ş. Karacabey Fabrikası
- Tamek Gıda ve Konsantre San. A.Ş. / Karacabey Şubesi
- Olca Gıda ve Tarım Ürünleri San. Tic. A.Ş.
- Merko Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş. / Karacabey Şubesi
- Matlı Yem Sanayi ve Ticaret A.Ş.
- Seb-Kur Sebze Kurutma San.Tic. A.Ş./ Karacabey Şubesi
- Agromar Marmara Tarım Ürünleri San.Tic. A.Ş./ Karacabey Şubesi
- Hilal Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş. / Karacabey Şubesi
- Sarten Ambalaj Sanayi ve Ticaret A.Ş. / Karacabey Şubesi
- Güncü Gıda ve Un Mamülleri San Pazarlama Tic. Ltd. Şti.
- Öz Güncü Gıda ve Un Mamülleri San Pazarlama Tic. Ltd. Şti.
- Bursa Beton Sanayi ve Ticaret A.Ş. / Karacabey Şubesi Karacabey-Ulaşım
Karacabey konumu itibariyle, Antik Çağlar dahil, her zaman ticaret yollannın kesişme noktasında olmuştur. Nehir yoluyla deniz ulaşımı çok kolaylıkla yapılmaktadır. Antik Çağlarda kullanılan bu su yolunun Bizans imparatorluğu devrinde Türkler tarafından da kullanıldığı içindir ki, Bizans imparatoru Aleksios Komnenos gölün giriş çıkışım kontrol altına alabilmek için Lopadion (Uluabat) kalesini yaptırmıştır. Osmanlılar dönertunde de Venedik ve Cenevizli tüccarların Marmara Denizi'nden nehir yoluyla Uluabat (Apolyont) Gölü'ne geldiklerim, bazen de kışı gölde geçirdiklerim görüyoruz. Bu dönemde Apolyont
tüccarları Bursa piyasasında önemli rol oynamakta idiler. Aynı yol son yıllara kadar Karacabeyli tüccarlar tarafından da kullanılmakta idi. Büyük ölçekli gemiler, Marmara Denizinden Boğaz yoluyla gelerek, eskiden köy olan ve XIX. yüzyılda köy statüsünden çıkarılarak çiftlik statüsüne dönüştürülen "iskele" koyunun önünde durur ve "müruriye"lerini öderlerdi. Su yolunun yanında Yıldırım Beyazıtdevrinde, 1396 yılında, Bursa ile Karacabey'i bağlayan karayolu üzerinde, Uluabat'ın 5 km. doğusunda ve göl kenarında, gelip geçen yolcuların, kervanların konaklamaları için kervansaray (Issız Han) yaptırılması bu yolun önemini anlatmaya yeter bir kanıttır.
Bugün Karacabey, Bursa - Çanakkale, Bursa - Balıkesir yolları üzerindeolduğundan ulaşımı gelişmiştir. Deniz yoluyla istanbul'a uzaklığı Bandırma üzerinden iki buçuk saate inmiştir.Bandırma-Bursa tren yolunun programda olması ilçenin önemini daha da artıracaktır,
Karacabey-Ulaşım-Uzaklık Mesafeleri
Karacabey’in çevresindeki bazı il ve ilçelere olan karayolu uzaklıkları şöyledir:
Karacabey – Bandırma
40 km
Karacabey – Bursa
70 km
Karacabey – Çanakkale
201 km
Karacabey – İzmir
263 km
Karacabey – İstanbul
300 km
Karacabey – Ankara
451 km
Karacabey – Erdek
60 km
Karacabey – Manyas
45 km
Karacabey – Eskişehir
220 km
Karacabey – Balıkesir
90 km
Karacabey-Soğan Türkiye'nin Ekonominin temellerini tarımsal ürünlerin oluşturduğu Karacabey'de, verimli topraklardan bereket fışkırır. Son yıllarda modern tarım tekniklerini de üretim faaliyetleri arasına katan yöre çiftçisi, büyük çaptaki soğan üretimi nedeniyle de ‘soğan ambarı' unvanı almasını sağlamıştır. Karacabey denilince akla ilk gelen, ünlü ovasında yapılan tarım etkinliğidir. Tarımsal üretimiyle ülkemizin önde gelen bölgesi olan Karacabey Ovası'nda, 66.366 hektarlık arazide çoğunlukla tarla bitkileri yetiştiriciliği yapılmaktadır.
Türkiye'nin soğan ambarı olarak bilinen Karacabey'in yerli cins soğanları, acılığının yemek pişirme sırasında eriyip, kaybolması nedeniyle ev hanımlarının en çok aradığı bir soğan türüdür.
Soğan içerdiği vitaminler yanında mineral maddeler ve diğer besleyici maddelerle zenginliği, bu mükemmel kültür sebzesinin üretim ve tüketiminin her geçen gün artmasına neden olmaktadır. Soğan iklim isteği yönünden seçicidir. Gün uzunluğu ve sıcaklık, soğan yetiştirmeyi sınırlayan iki önemli unsurdur.
Bitkinin erken gelişme döneminde serin havaya ihtiyaç vardır. Fakat baş bağlama ve başın büyümesi için havanın sıcak olması gerekir.
Soğan, besin değeri yeterli, hafif bünyeli topraklarda başlayarak tınlı ve nihayet pek ağır olmamak şartı ile hafif killi topraklarda da yetiştirilebilir. Soğan tarımına en uygun topraklar gevşek yapıda yeterli miktarda su tutabilen, Kök sisteminin yayıldığı sahalar serin, humuslu ve kolayca işlenebilen verimli topraklardır.
Soğan yetiştirilecek arazide eğer önceden baklagillerden birinin tarımı yapılmışsa, arazide soğandan gayet iyi verim alınır. Soğanın aynı yere arka arkaya kesinlikle ekilmemesi ve ancak en az üç yılı bir aynı yere soğan ekilmesi tavsiye olunur.
Soğanın çeşit ayrımında önemli rol oynayan şekil faktörü bakımından dünya pazarında en fazla arananlar yuvarlak ve yakın şekilli olanlardır. Tohumluk yetiştirme ve bakım şartları elverişli olmak şartıyla çeşitlerin iriliğine göre dekardan 750 - 3000 kg. arasında ürün alınabilir.